Onur Yaser Can davası ertelendi

Kaynak, http://www.onuryasercan.com/

Fotoğraf altı yazısı, Onur Yaser Can
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Okuma süresi 2 dk

İstanbul’da, 2010 yılında gözaltına alındıktan kısa süre sonra yaşamına son veren Onur Yaser Can ile ilgili dava Nisan ayına ertelendi.

İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmanın karar duruşması olması bekleniyordu.

Sanık polislerin avukatları, reddi hakim talebinde bulundu, ek süre talep etti.

Duruşma, 10 Nisan'a erteledi.

Davada daha önce dört sanık polis, "resmi belgeyi yok etme, bozma veya gizleme" suçundan altışar yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

İstinaf mahkemesinde karar bozuldu, polislerin "iyi hal indirimiyle" yeniden yargılanmalarına karar verildi.

Ailenin avukatları davada polislerin suçlu bulunduğu "belgeleri yok etme, bozma ve gizleme" eylemlerinin işkence ve kötü muameleyi gizleme amacıyla yapıldığını savunuyor.

Duruşmada söz alan Onur Yaser Can'ın kardeşi Ezgi Sevgi Can, davanın konusunun işkence suçu olduğunu, kamera kayıtları ve bilirkişi olmasına rağmen polislerin "bir pişmanlık göstermediklerini" söyledi.

Avukatlar mahkemenin iyi hal indirimi uygulamamasını ve sanıklara üst sınırdan ceza vermesini talep etti.

Savcı, polisler hakkında 13 yıla kadar hapis cezası istedi.

Ancak mütalaada işkence iddialarına ve delillerin neden karartıldığına ilişkin bir değerlendirme yer almadı.

'İşkence ve kötü muamele örtbas ediliyor'

Can'ın gözaltı sürecine ilişkin belgeleri yok ettikleri iddia edilen polisler hakkında yürütülen soruşturmaya dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya izin vermemişti.

Ancak mahkeme, bu engeli kaldırarak polislerin yargılanmasının önünü açmıştı.

Davanın bir önceki duruşmasında savcı, Onur Yaser Can'a ait ilk ifade ve tutanaklarının imha edildiğini belirtti.

Mütalaada, yok edilen belgelerin "kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenen ve kamusal niteliği bulunan resmi belgeler" olduğu ifade edildi.

Savcı, söz konusu belgelerin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olduğunu, bu tür kayıtların ancak yeni resmi belgelerle değiştirilebileceğini belirtti.

Savcı ayrıca, Onur Yaser Can'ın emniyete tekrar çağrılarak sonradan hazırlanan belgelere imza attırıldığını ve ilk ifade tutanaklarının ortadan kaldırıldığını ifade etti.

Onur Yaser Can'ın kardeşi Ezgi Sevgi Can ve ailenin avukatları ise mahkemeye sundukları dilekçede, belgelerin yok edilmesinin sıradan bir evrak suçu olmadığını söyledi. Avukatlar, bu eylemin işkence ve kötü muamele iddialarını örtbas etmeye yönelik olduğunu savundu."

Can nasıl hayatını kaybetti?

Yirmi sekiz yaşındaki Onur Yaser Can, esrar satın aldığı gerekçesiyle 2 Haziran 2010’da İstanbul'da Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Ancak ailesi ve avukatlarının aktarımına göre, bu durum yakınlarına haber verilmedi ve ifadesi alınırken yanında avukat bulundurulmadı.

Ailesi, Can'ın nezarette çıplak arama ve işkenceye maruz bırakıldığını savunuyor.

Can'a ifade sırasında kendisine imzalatılan tutanaklar verilmedi.

Ailesi ve avukatlarına göre Can, nezarethaneden çıktıktan sonra takibe alındı.

Bir gün sonra Narkotik Şube tarafından tekrar ifadeye çağrıldı.

Bir avukata başvurdu ve verdiği ifadeleri almak istedi ama ifadeler verilmedi.

Kısa süre sonra, imzasının eksik olduğu gerekçesiyle üçüncü kez ifadeye çağrıldı.

Arandığı günün akşamı, yani 23 Haziran 2010 tarihinde yaşamına son verdi.

Başka bir şehirde olan ailesi, "Can'ın kendilerini aradığını, başının sıkıntıda olduğunu, bunu telefonda anlatamayacağını ve İstanbul’a gelmelerini istediğini" aktarıyor.

Ölümünün ardından ortaya çıkan ve yarım kalmış bir notunda, “gözaltında çırılçıplak soyulduğunu, çömeltilerek bekletildiğini, tokatlandığını, kendisine polislere yalvaran bir kişinin sesinin dinletildiğini, kendisinden muhbirlik yapmasının istendiğini” yazdığı ortaya çıktı.

2010'dan bu yana neler yaşandı?

Onur Yaser Can'ın ailesi bu olay ardından polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yaklaşık bir yılın sonunda Cumhuriyet Başsavcılığı, işkence suçundan takipsizlik kararı verdi.

Açılan davada, iki polis hakkında ise düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda, “kamu görevlisi olarak sahte belge düzenlemek” ve “resmi belgeyi bozmak ve yok etmek” suçlarından indirimli hapis cezaları verildi.

Aile ve avukatlar karara itiraz etti.

Can’ın annesi Hatice Can, hukuki süreç devam ederken 2014 yılında intihar ederek yaşamını yitirdi.

Baba Mevlüt Can ise sağlık sorunları nedeniyle 2019’da hayatını kaybetti.