İlker Çatak ve Emin Alper'in ödül aldığı Berlinale neden tartışmalarla anılıyor?

- Yazan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Okuma süresi 5 dk
Bu yıl 76'ncısı düzenlenen Berlin Uluslararası Film Festivali, Berlinale'de İlker Çatak'ın yönettiği Sarı Zarflar, En İyi Film seçilerek Altın Ayı ödülünü aldı.
Türkiye'den festivale katılan yönetmen Emin Alper'in Kurtuluş filmi de Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü'ne layık görüldü.
Kurtuluş filmiyle ödülü kabul eden Alper konuşmasında, aralarında Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, film yapımcısı Çiğdem Mater, avukat Can Atalay ve iş insanı Osman Kavala'nın olduğu birçok tutuklu isimle dayanışma içinde olduğunu belirtti.
Alper ayrıca, "zulüm altında acı çeken İran halkı", "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler", "Rojava'da ve Orta Doğu'da neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Kürtler" için de yalnız olmadıklarını söyledi.
Tutuklu Ekrem İmamoğlu, X hesabından yaptığı açıklamada Alper'e teşekkür etti ve "Yalnız değiliz. Millet bizimle..." ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi, DEM Parti ve Türkiye İşçi Partisi'nden siyasetçiler Alper'e kutlama mesajı paylaştı.
İlker Çatak ise Fatih Akın'dan sonra Berlin'de Altın Ayı ödülünü kazanan ikinci Türkiye kökenli Alman yönetmen oldu.

Kaynak, Axel Schmidt / Reuters
Çatak gibi Türkiye'den göçen anne babanın çocuğu olan Alman yönetmen Akın, 2004 yılında Duvara Karşı filmiyle bu ödülü almıştı.
Büyük ödülü alan Sarı Zarflar, siyasi görüşleri nedeniyle işinden edilen bir Türk yönetmen ve oyuncu eşinin hikayesini anlatıyor.
Jüri başkanı yönetmen Wim Wenders, filmi "korkunç bir önsezi, ülkelerimizde de yaşanabilecek yakın geleceğe bir bakış" olarak nitelendirdi.
Wenders, "Bu film, sinemanın empatik dilinin aksine, totalitarizmin siyasi dilini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor" dedi.
Çatak, ödülü alırken, Wenders'ı "öğretmenlerimden biri" olarak nitelendirerek, "Bu ödülü sizden almak inanılmaz bir şey" ifadelerini kullandı.

Kaynak, Getty Images
Türkiye'den sanatçılar bu sene Berlin'de yapımlarıyla birlikte yaptıkları açıklamalarla da gündeme geldi.
Sarı Zarflar filminin başrol oyunculuğunu üstlenen Özgü Namal, bir gazetecinin "Türkiye'de bu öyküyü anlatabilseydiniz performansınız değişir miydi?" sorusuna verdiği cevapla gündeme gelmişti.
Filmin Almanya'da çekilmesinin "bir tercih" olduğunu belirten Namal "Biz bunu Türkiye'de çekemediğimiz için burada çekmiş değiliz. Biz kaçındığımız için değil, hikaye bunu gerektirdiği için buradayız" dedi.
Bu sene Gazze tartışmalarının gölgesinde başlayan festivalde her iki yönetmene de bu konudaki fikirleri soruldu.
"Her sanatçı kendi kararını vermeli" cevabını veren Çatak, "Festival yönetimi de baskı altında olsa da biz sanatçılara bunu yansıtmamak için elinden geleni yapıyor" dedi.
BBC Türkçe'ye değerlendirmede bulunan ancak isminin açıklanmasını istemeyen bir sinemacı, Türkiye'de pek çok bağımsız yönetmen için bu tür festivallerin tek yaşam kaynağı haline geldiğini söyledi.
Berlinale'nin gerekli siyasi tutumu göstermediğini düşünenler de var.
Festival, Türkiye'yi siyasi olarak eleştiri altında tutan yapımları ön plana çıkardığı eleştirileriyle de karşılaştı.
Wenders tartışma yarattı, Roy çekildi
Alman hükümeti tarafından finanse edilen Berlinale'de festival yönetimi son iki yıldır bazı sinemacılar tarafından boykot ediliyor.
2024 yılında Filistin-Norveç ortak yapımı "No Other's Land" filmi sonrasında başlayan tartışmaların ardından geçtiğimiz yıl Hong Kong'lu sinemacı Jun Li hakkında Filistin'e destek açıklaması sebebiyle soruşturma açıldı.
Festival yönetimi, Almanya hükümetinin Filistin konusundaki sert tutumuna karşı sessiz kalmak ve konuklarını korumamakla eleştiriliyor.
Bu yıl açılış günü yapılan basın toplantısında bir gazeteci, jüri üyelerine bu tartışmaları sordu.
Wenders "Sinemacılar olarak bizler siyasetin dışında kalmalıyız. Biz siyasetin karşı ağırlığıyız" dedi.
Ünlü yazar Arundhati Roy, Wenders'in sözlerinin ardından "şok oldum ve tiksindim" diyerek festivalden çekildiğini duyurdu.
Wenders'in yorumunu "vicdansızca" olarak nitelendiren Roy, "Bu, insanlığa karşı işlenen suç hakkında yapılan bir konuşmayı susturmanın bir yolu" dedi.
Tunuslu film yapımcısı ve "Hind Rajab'ın Sesi" filminin yönetmeni Kaouther Ben Hania festival tarafından verilen ödülü reddetti. Film, Gazze'de öldürülen beş yaşındaki bir kız çocuğunun hikayesini anlatıyor.
Berlinale'ye katılmış 80'den fazla oyuncu, yönetmen ve yazar, Filistin konusunda festivalin "kurumsal bir sessizliği" olduğunu öne sürerek kınama mektubu yayımladı.
BBC Türkçe'ye Berlinale'deki atmosferi değerlendiren sinema yazarı Zekican Sarısoy, "siyasetin dışında kalmak mümkün mü?" sorusunun bu yıl festivale damgasını vurduğunu söyledi.

Kaynak, John MACDOUGALL / AFP via Getty Images
Berlinale yönetimi, pek çok oyuncu ve yönetmenin sorulara verdikleri yanıtlar sebebiyle eleştirilmesinin ifade özgürlüğünü kısıtladığını söylüyor.
Festival Başkanı Tuttle, "Sanatçılar istemedikleri sürece onlardan kendilerine yöneltilen her siyasi konuda konuşmaları da beklenmemelidir" dedi.
Festival yönetiminin bu açıklamasıyla "Böyle bir festivalde siyasetin dışında kalmak mümkün mü?" sorusu gündeme geldi.
Sinema yazarı Zekican Sarısoy'a göre yönetim bu açıklamaların ardından, daha önce "Ukrayna savaşı, İranlı sinemacılar, sürgün yönetmenler konusunda açık tavır alırken" "Filistin konusunda sessiz kaldığı" eleştirisiyle de karşı karşıya kaldı.
Sarısoy geçen yıl Gazze ve yönetim ile ilgili protestoların daha fazla olduğunu bu yıl festivalin ilk günlerinde sinemacıların ve sanatçıların daha sessiz olduğunu söyledi.

Kaynak, Getty Images/BBC
Wenders'in sözleri üzerine Berlin'de European Film Market (EFM) önünde bir protesto düzenlediklerini anlatan Sarısoy, protestoya katılımın çok düşük olduğunu aktardı.
Sarısoy bunu, "geçen seneki bu soruşturmalar ve Alman hükümetin sertliği karşısında insanlar biraz çekiniyorlar" sözleriyle açıkladı.
Festival süresince ufak çaplı protestolar da oldu.
Yunan-Alman ortak yapımı Uchronia filminin gösterimi sonrasında film ekibi Wenders'e küfür de içeren "Sinema Politiktir" yazılı pankart açtı.
Aralarında İngiliz oyuncu Tilda Swinton, İspanyol oyuncu Javier Bardem, ABD'li oyuncu Mark Ruffalo gibi dünyaca ünlü isimlerin bulunduğu 80'i aşkın oyuncu, yönetmen ve yazar 17 Şubat'ta ABD'li Variety dergisinde yayımlanan ortak bir bildiriye imza attı.










